22.10.2019
12:48
EN

BAKLİYAT SEKTÖRÜNÜN ÜÇ TEMEL ÜRÜNÜ Kuru Fasulye – Nohut - Mercimek

BAKLİYAT SEKTÖRÜNÜN ÜÇ TEMEL ÜRÜNÜ

Kuru Fasulye – Nohut - Mercimek

Sağlıklı ve dengeli beslenme düzeninde çok önemli bir yere sahip olan bakliyatlar; aynı zamanda kanser, diyabet ve kalp krizi gibi hastalıkları yenmede büyük bir yardımcıdır. Bakliyatlar yüksek lif içeriği ve düşük glisemik endekse sahip yağsız protein kaynağıdırlar. Çözünür lif içeriği ile kolesterol ü düşürmeye ve kan şekeri seviyesini kontrol altında tutmaya yardımcı olan bakliyat grubu çözünmez lif içeriği ile de sindirim sistemini düzenler.

Bakliyatlar önemli miktarda vitamin ve mineral sağlar. Bakliyatın içerdiği ana minerallerden bazıları demir, potasyum, magnezyum ve çinkodur. Ayrıca bol miktarda B vitamini bulundurur.

Buğday, yulaf, arpa ve pirinç gibi tahıl grubu ürünlerinin yaklaşık iki katı protein içeriğine sahiptir ve uzun ömürlü, saklanabilir olan bu ürün hayvansal gıdalar karşısındaki uygun fiyatı sebebiyle pek çok düşük gelirli ailenin ana protein kaynağıdır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerince kalp hastalıkları, felç ve Tip 2 diyabet gibi hastalıkların %80’i ve kanserin 1/3’ü aslında sağlıklı bir yaşam tarzı ve doğru beslenmeyle önlenebilirdi. Bu da bizleri dengeli bir beslenme düzeni oluşturabilmek ve hastalıklardan kaçınmak adına daha çok bakliyat tüketimi alışkanlığı edinmeye zorluyor. Pek çok araştırma mutfak kültüründe bakliyat tüketiminin büyük bir önemi olan Japonya (soya fasulyesi, tofu…) , İsveç (fasulye, bezelye…) ve Akdeniz (mercimek, nohut, fasulye…) toplumlarının daha uzun yaşadığını ortaya koymuştur.

İnsan beslenmesindeki büyük öneminin yanı sıra bakliyat ayrıca düşük maliyetli bir alternatif olmasıyla hayvan yemi olarak da ekosistemde çok önemli bir yere sahiptir. Başta soya fasulyesi olmak üzere bakliyat üretiminin yaklaşık %15 ile 20’si hayvan yeminde kullanılmaktadır.  Yukarıda sayılan besin değerleri sayesinde kalıntısının dahi hayvan yemi olarak kullanımı daha sağlıklı hayvanlar elde edilmesiyle hem gıda güvenliğini sağlar hem de çiftçinin hayvandan alacağı verimi arttırır.

Bakliyatın gıda güvenliği ve toprak verimi üzerindeki olumlu etkisi sayesinde sürdürülebilir gıda üretiminde önemli bir rolü vardır. Örneğin bilindiği gibi Afrika’nın bir bölümü toprak bozunmasından etkilenmiş durumda.  Buna karşın bakliyatlar hala geleneksel mutfaklarının önemli bir parçası ve küçük çiftçiler de dahil olmak üzere rahatlıkla yetiştirilebiliyor. Çünkü bakliyat diğer pek çok ürünün yetiştirilemeyeceği zayıf topraklarda dahi yetiştirilebilir bir mahsul. Dahası geniş genetik çeşitliliği sayesinde, bakliyat son yıllarda yüzleştiğimiz iklimsel değişikliklere çabuk adapte olabilecek bir ürün grubu. Çiftçiler bakliyat ürün desenini genişleterek verimlerini arttırabilir, iklim ve toprak bozunumlara direnebilirler.

Sayılan tüm bu özelliklerine karşın bakliyat grubunun dünya genelindeki tüketimi yeterince artmadığını gözlemliyoruz. Nüfus artışı göz önünde bulundurulduğunda kişi başı bakliyat tüketiminin yıllar içerisinde yavaşça azaldığını söyleyebiliriz. Dünyanın en büyük bakliyat tüketicileri (toplam tüketimin %40’ı) dünya nüfusunun %37’sini oluşturan Çinli ve Hindistanlılar.

Bu sebeple bakliyatın faydaları konusunda uluslararası farkındalığı artırmak ve üretim, tüketim ve ticareti hususunda insanları harekete geçirmek için 2016 yılı ülkemizin de girişimleri neticesinde Birleşmiş Milletler tarafından “Sürdürülebilir Gelecek İçin Besleyici Tohumlar" sloganı ile Uluslararası Bakliyat Yılı ilan edilmişti. Bu kapsamda; İzmir Ticaret Borsası olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık İzmir İl Müdürlüğü koordinasyonunda oluşturulan Bakliyat Çalışma Grubu ile titiz bir çalışma yürütülmüştür. Bu çalışmaların da neticesinde son yıllarda durağan olan bakliyat üretimimize 2017 yılı itibariyle başarılı bir ivme kazandırılarak kuru fasulye, nohut ve mercimek üretimimiz %8 arttırılmıştır.

Üretim

Kuru fasulye, nohut ve mercimekten oluşan 3 ana ürün bazında dünya bakliyat üretimini incelediğimizde 2016 yılı itibariyle son 10 yılda üretimin sadece %11 artarak 45 milyon tona ulaştığını görüyoruz. Halbuki bu süreçte dünya nüfusu %31 artarak 7,5 milyara dayandı.

Şehir hayatı ve değişen yaşam koşullarının tüm dünyada insanları sağlıklı beslenmeye ilişkin bir bilinç oluşturmaya zorlarken yine de bakliyatın sofralardaki payının azaldığını görüyoruz.

Türkiye bakliyat üretimi ise geleneksel mutfak kültüründeki yeri sayesinde bir miktar sıyrılmayı başarıyor. 2016 yılı verilerine göre nohutta 455 bin ton ile dünyanın en büyük 5inci, mercimekte ise 365 bin ton ile 3üncü üreticisi konumundayız. İlk 10 kuru fasulye üreticisi arasında ise kendimize yer bulamazken ancak 21inci sırada yer alabiliyoruz.


Yıllar itibariyle Türkiye bakliyat üretimini incelediğimizde dönemsel artış ve azalışların olduğu istikrarsız bir tablo görüyoruz. Üstelik ülkemiz nüfusundaki artışa karşın son 10 yıla bakıldığında, 2007 ve 2017 yıl verileri kıyaslamasında sadece kuru fasulye üretimimizde artış (%55) yaşandığı göze çarpıyor. 1980 ve 2017 yılları karşılaştırıldığında ise üretimdeki artışın nüfus artışımızın oldukça gerisinde kaldığı ortada. 1980 yılından bu yana 3 bakliyat ürünündeki artış sadece 504bin ton kadar. Bu süreçte Türkiye’nin nüfusu ise %81 oranla 36 milyon kadar arttı.

 

Benzer bir tabloyu bakliyat ekim alanlarımızda da gözlemleyebiliyoruz. 1990’da zirve noktasına ulaşan 3 ana ürün temelli bakliyat ekim alanlarımız 2000’li yıllar itibariyle gittikçe azalan bir ivme göstermeye başlamıştır. 2007 yılından bu yana kuru fasulye, mercimek ve nohut özelinde bakliyat ekim alanları toplam 301 bin hektar kadar azalmış durumda. Buna karşın toplam üretimde belirgin bir düşüş yaşanmamış olması üretim verimi konusunda sevindirici bir detay.

 

Yıllar itibariyle bakliyat tüketimimizde nüfus artışımızla paralel sürekli bir artış yaşanmıştır. Yalnızca mercimek tüketimimizde dönemsel artış ve azalışlar yaşanmakla birlikte son 10 yıl itibariyle özellikle yeşil mercimekte azalış (%2) söz konusu olmuştur. 

Dış Ticareti

Türkiye bakliyat üretim ve tüketim verilerinde birbiriyle uyuşan, dengeli bir tablo söz konusudur. Buradan hareketle Türkiye’nin ihtiyacı kadar bakliyat üretimi yaptığını söyleyebiliriz.

Bununla beraber 3 ana ürün bazında Türkiye bakliyat ithalat ve ihracat değerlerimiz incelendiğinde azımsanmayacak miktarda ihracat miktarımız ve bunun oldukça üstünde bir ithalat hacmimiz olduğunu görüyoruz. Bu yelpaze özellikle 2016 yılında açılmış, bakliyat ithalatımız ihracatımızı 215 bin ton kadar aşmıştır.

Türkiye dünya piyasasında kuru baklagil ticaretinde kilit bir öneme sahiptir. 2 Milyar Dolar hacme sahip olan 2017 yılı kuru baklagil ithalatının 20 Milyon Doları Türkiye tarafından yapılmaktadır. Dünya ithalatında 22inci sırada yer almaktayız.

Bununla beraber yaklaşık 69 Milyon Dolar değerindeki kuru baklagil ihracatımızla ise dünya sıralamasında 6ıncıyız. 1 Milyar Dolar değerin üzerindeki dünya ithalatının %5’ini karşılıyoruz.


3 ana ürün bazında incelendiğinde %10’luk pay ve 236 Milyon Dolar değer ile dünya bakliyat ihracatında en çok mercimekte söz sahibiyiz. 35 Milyon Dolarlık nohut ihracatımızla da dünya sıralamasında 8inci sıradayız. Dünya kuru fasulye ihracatında ise 236 Bin Dolar ve 27inci sıra ile geride kaldığımızı söylemek mümkün.
 
 

Tablo 6’da görüldüğü üzere; bakliyat ana ihracat rotamızı Ortadoğu ülkeleri oluşturmakla birlikte Avrupa ülkelerine de büyük ihracatımız devam etmektedir. Toplamda yaklaşık 18 Milyon Dolar değer ile Avrupa’da en büyük ihracatımızı Almanya’ya gerçekleştiriyoruz.

Kaynak    :

Global Bakliyat Konfederasyonu; FAO Global Forum on Food Security and Nutrition - FSN Forum Discussions, Food Outlook: Biannual Report On Global Food Markets,

 

 

 

YAZAR: Ar-Ge Müdürlüğü

 

Yayınlanan bu makale aksi belirtilmedikçe İzmir Ticaret Borsası ‘nın görüşünü yansıtmaz.

 

Yorumlar

Argo, terör, reklam, küfür ve Türk Ceza Kanunlarına aykırılık içeren yorumlar cezai sorumluluk getirir. Yazılanlarlandan itb.org.tr sorumlu tutulamaz.


 

Geri dön