Başkanın Mesajı
SUYUMUZA GÖZÜMÜZ GİBİ BAKMALIYIZ
Küresel iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ve nüfus artışı gibi etkenlere baÄŸlı olarak uzun kurak dönemler yaşıyoruz. Üretim için topraÄŸa, güneÅŸe, suya, neme, rüzgâra, yaÄŸmura ihtiyacı olan tarım da iklim koÅŸullarındaki en ufak bir deÄŸiÅŸiklikten ciddi anlamda etkilenebiliyor. Dünya DoÄŸal Kaynaklar Enstitüsü (WRI), tarafından küresel su sıkıntısına iliÅŸkin yayınlanan rapor ise 2040 yılında dünyada hangi ülkede ne oranda su stresi yaÅŸanacağını gösteriyor.
Rapora göre, 2010 yılındaki su stresi seviyesi 3,32 puan olan ve 153 ülke içinde 41’inci sırada yer alan ülkemizin, 2040 yılında puanı 4,27’ye yükselerek dünyada su stresinin “çok yüksek” olduÄŸu 33 ülke arasında 27’nci basamaÄŸa yerleÅŸeceÄŸi ön görülüyor. Böylece, 2010-2040 dönemini kapsayan 30 senede ülkemizdeki su stresi yüzde 29 oranında artış göstermiÅŸ olacak.
WWF’ye göre ise ülkemiz, mevcut kiÅŸi başına kullanılabilir su miktarı dikkate alındığında su stresi çeken bir ülke konumunda. Tahminlere göre; bin 519 metreküp olan kiÅŸi başına düÅŸen su miktarının 2030 yılında 100 milyon olması beklenen nüfusla birlikte bin 100 metreküpe düÅŸmesi ön görülüyor.
Fon tarafından yapılan açıklamanın en dikkat çekici kısmı ise konunun sadece yağış azlığına ve kuraklığa baÄŸlı olmadığı tespiti… Bilinçsiz tüketim ve planlama eksikliÄŸi ana etkenler olarak göze çarpıyor. Çünkü tatlı su kaynaklarının yaklaşık olarak yüzde 74’ü tarımda, yüzde 15’i evlerde ve yüzde 11’i de sanayide kullanılıyor.
Su tüketiminden yüzde 74 gibi yüksek bir oranda pay alan tarımda suyu verimli kullanamadığımız sürece ne yaparsak yapalım susuzluk sorununu aÅŸmamız mümkün görünmüyor. EÄŸer aÅŸabilecek olsak son 50 yılda 36 gölümüz kurumaz, 14 gölümüz de kuruma riskiyle karşı karşıya kalmazdı.
Sadece geçtiÄŸimiz yıl, baÅŸta kuraklık ve meydana gelen don olayları sebebiyle tarımda üretim kaybımız yüzde 12’yi aÅŸtı. Nüfus artıyor, üretim azalıyor; maliyetler yükseliyor, verim düÅŸüyor… Tüm bunlar, dünyada gıda fiyatları aÅŸağı yönlü hareket ederken, bizde ise tam tersi yaÅŸanıyor. Sonuç olarak; yapılan araÅŸtırmalar, ortaya çıkan sonuçlar su konusunda derhal harekete geçmemiz gerektiÄŸini söylüyor.
İzmir Ticaret Borsası olarak hayata geçirdiÄŸimiz İzmir Tarım Teknoloji Merkezi (İTTM) ve paydaşı olduÄŸumuz tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgeleri bu yönde atılmış en önemli adımlar. Çünkü teknolojiye yapılan her yatırım, güçlü altyapıya sahip her organizasyon baÅŸta su tüketimi olmak üzere tüm giderleri azaltırken, verimi üst seviyeye taşıyor. Buna somut bir örnek olarak İTTM çatısı altında, Tokyo Tarım ve Teknoloji Üniversitesi, Ege Üniversitesi ile UTAEM araÅŸtırmacılarının birlikte sürdürdükleri projeyi gösterebiliriz. Bölgemizin stratejik ürünlerinden olan pamukta deÄŸiÅŸken oranlı sulamanın ürün verimine etkisini araÅŸtıran akademik çalışma, su tüketimi yarı yarıya azaltılırken üretimin artırılabileceÄŸini net olarak ortaya koydu. Ancak iÅŸ araÅŸtırmayla bitmiyor maalesef. Hayli pahalı olan bu teknolojilerin üreticimizin kullanabilmesi için teÅŸvik, hibe, ortak kullanım gibi sistemlerin devreye alınması gerekiyor. Bunun için de uzun vadeli planlama ve devlet imkânlarının üretici lehine devreye alınması sektörümüzü oldukça rahatlatacaktır.
Tarımda sorunlar ve çözümler gözle görülür, elle tutulur derecede net. Geleneksel üretimden Tarım 4.0’a geçilmesi, teknolojinin sunduÄŸu tüm imkânların devreye sokulması, ülkemizin küresel rekabetteki yerini koruyabilmesi için olmazsa olmaz noktaya gelmiÅŸ durumda. Gelecek nesillerin saÄŸlıklı gıdaya ulaÅŸabilmesi, bereketli topraklar üzerinde doÄŸayla barışık bir ÅŸekilde yaÅŸayabilmesi için bu ve bunun gibi projelerin yanında gerekli yatırımın yapılması ve tarımın gerçek anlamda teÅŸvik edilmesi ile Türk tarım sektörünün kalkınmada yeniden lokomotif bir rol üstlenmesini saÄŸlayabilir, ülkemizi Tarım 4.0’ın dünyadaki en önemli temsilcilerinden biri yapabiliriz...
Saygılarımla…
Işınsu Kestelli
İzmir Ticaret Borsası
Yönetim Kurulu BaÅŸkanı
Başkanın Konuşmaları | Başkana Ulaşın