23.10.2021
20:19
EN

İTB Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı yapıldı

İzmir Ticaret Borsası Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı 28 Eylül 2021 Salı günü video konferans aracılığıyla gerçekleştirildi. Toplantının ana gündemi Dijitalleşme ve yeşil ekonomi, iklim değişikliğinin tarıma etkileri, GMO Free Turkish Cotton Projesi, pamukta hasat dönemi ve İTB E-Salon Projesi oldu.

Meclis Toplantısı öncesi Meslek Komitesi Üyelerinin katılımlarıyla Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı kapsamında Borsamıza Finans Danışmanlığı hizmeti sağlayan Deriva Danışmanlık Kurucu Ortağı Tolga Uysal tarafından üyelerimize yönelik “Türkiye ve Dünya Ekonomisi: Analiz ve Beklentiler” konulu sunum gerçekleştirdi.

Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda konuşan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Dünyada ve ülkemizde yeni çağın en önemli konusunun iklim krizi olduğuna dikkatleri çekerek, “Gezegenimizi tehdit eden ve küresel bir mücadele gerektiren iklim krizi ile ilgili bugüne kadar atılan en önemli adım, 2016 yılında bizim de aralarında bulunduğumuz 197 ülkenin imzaladığı Paris İklim Anlaşması. Anlaşmanın resmen tarafı olabilmemiz için Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak yürürlüğe girmesi gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bu onayın ekim ayı içinde gerçekleştirileceğinin açıklanması böylesine hassas konudaki irade beyanımız açısından büyük önem taşıyor. Ancak, hepimiz biliyoruz ki bu anlaşma olsun ya da olmasın hem yaşam şekillerimizi hem de üretim süreçlerimizi iklim değişikliği ile mücadeleye uygun olacak şekilde tasarlamamız gerekiyor. Bunu öncelikle çocuklarımız, torunlarımız yani yarınlarımız için yapmamız şart.” dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO, üretim ve tüketiminde farkındalığı artırmak amacıyla 2021 yılını meyve ve sebze yılı olarak ilan ettiğini belirten Işınsu Kestelli,Özellikle mevsiminde ve taze olarak tüketilen meyve ve sebzenin doğru beslenmedeki önemi, bilim dünyası tarafından sıkça dile getiriliyor. Meyve ve sebze sektörü ülkemiz için ekonomik açından da büyük önem taşıyor. Birincil yani işlenmemiş meyve-sebze üretimimizin değeri yaklaşık 21 milyar dolar. Bu değer 35 milyar dolar olan bitkisel üretim değerimizin neredeyse yüzde 60’ını oluşturuyor. Çok genel bir hesaplama ile 8 milyar doların üzerinde de meyve-sebze ve ürünleri ihracatımız var. Üretim değeri açısından da bakıldığında dünyada yüzde 1,8 pay ile 11’inci sırada yer alıyoruz. İzmir özelinde düşündüğümüzde de sebze ve meyve üretimi büyük önem taşıyor. 2019 yılında ilimiz tarım alanlarının yüzde 52’sinde meyve ve sebze üretimi gerçekleştirildi. Geçen yıl İzmir’den yapılan tarım ve gıda ürünleri ihracatının 1 milyar dolardan fazlası da meyve-sebze ürünlerinden oluşuyor.” diye konuştu.

Meyve ve sebze sektörünün en büyük sorunlarından birinin israf olduğuna değinen Kestelli,FAO tarafından 2019 yılında yapılan araştırmaya göre ülkemizde yılda yaklaşık 26 milyon ton gıda israf oluyor ve bunların çoğunu meyve ve sebzeler oluşturuyor. Üretilen meyve ve sebzelerin yüzde 53'ü tarladan tüketiciye ulaşana kadar israf ediliyor. Yapılan araştırmalara göre hane halkının en çok attığı yiyecek grubunu yüzde 42 ile meyve ve sebzeler oluşturuyor. Düşünüldüğünde gerçekten korkunç bir israf söz konusu. Tarım ve Orman Bakanlığımız ile FAO iş birliğinde hazırlanan “Gıdanı Koru” kampanyası da bu israfı önlemek için yapılan en önemli farkındalık çalışması. İlgili üyelerimiz ile birlikte öncelikle meyve-sebze israfını önlemek amacıyla bu ürünlerin tedarik zincirlerinin iyileştirilmesi ve yeni teknolojilerin bu alanda kullanılması için çalışmalıyız. Eşzamanlı olarak da israfa karşı farkındalığı arttırmak için elimizden gelen çabayı sarf etmeliyiz.” dedi.

Türkiye’nin öncü Borsası olarak, dijitalleşme konusunda sadece teorik öneriler yapmadıklarını, bu pratiği Borsacılık işlemlerinde de benimsediklerini dile getiren Kestelli, “Geçtiğimiz hafta içerisinde uzun süredir çalışmalarına devam ettiğimiz elektronik salon işlemi yazılımımızı ilk kez pamukçu ajan ve simsar üyelerimize sunduğumuz bir toplantı gerçekleştirdik. Üyelerimizin konuya olumlu yaklaşımı ve iyileştirici önerileri bizleri çok mutlu etti. Yazılımın denemelerini kendileri ile yaptıktan sonra kısa zamanda devreye almayı planlıyoruz. Kuru üzüm, yağlı tohumlar ve zeytinyağı salon yazılımı çalışmalarımızda da hızlı bir aksiyon almayı hedefliyoruz. Bu projemiz ile bir taraftan salon işlemlerimize ivme kazandırırken diğer taraftan üyelerimizin işlem kapasitelerinin artmasına da katkı sağlayacağız.” diye konuştu.

İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı Barış Kocagöz de iklim krizi sorununa ve Paris Anlaşması’nın önemine değinerek, “Bu yıl etkilerini açık açık gördüğümüz ve göreceğimiz iklim değişikliğine bağlı tarımsal üretim sonuçları var. Yazın oluşan iklim değişikliği etkileri bazı ürünlerde özellikle ağaç ziraatı yapılan ürünlerde düşük verimlere neden olacak. Çünkü gözlem odur ki meyve ağaçlarında ürün tutumu geçmiş yıllara göre az. Diğer taraftan ürün bazında da değişiklikler görmek mümkün olacak. Tabii ki bu gelişmeler ülkemizde meyve ve bazı sebze fiyatlarına etki edecektir. Bu da ister istemez enflasyon rakamını olumsuz yönde etkileyecektir. Sonuç olarak, şehirde tüketene de iklim değişikliğinin yansıması kaçınılmazdır.” diye konuştu.

Pamuk hasatlarının başladığına değinen Barış Kocagöz, “Hasat döneminin henüz başında olmamıza rağmen gelen rakamlar, geçirdiğimiz kuraklığa rağmen çok da kötü değil. Üçüncü sulamasını yapamayan pamuk alanlarından 450-475 kg dekar verim alındığı, sulama yapabilen ya da sulama zamanlamasını iyi kullanan üreticilerde ise 500-550 kg dekarda verim alındığı haberleri bizleri mutlu ediyor. Pamuk piyasasına gelince o anlamda da olumlu bir görüntü var. Türk tekstil üretimine pandemi sonrası tüm dünya markalarından büyük bir talep gelmesi alıcıları canlı tutarken, dünya pamuk piyasasında da fiyatların yukarı ivmesini koruması, üreticinin mutlu olabileceği bir piyasayı doğurmakta. Eğer bu şartlar bozulmadan hasat sezonu geçirilirse eski yıllarda yakaladığımız üretim artışı için ekim alanlarımız gelecek yıl artabilir. Bu da önümüzdeki yıl için özlemini duyduğumuz 1 milyon ton eşik hedefine doğru bizi taşıyabilir.” diye konuştu.

Borsamız ve Ulusal Pamuk Konseyi önderliğinde ve İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği’nin de katılımıyla, “GDO’suz Türk Pamuğu”, “Gmo Free Turkısh Cotton” markasının Türk tekstil ürünlerine taşınması amacıyla proje başlattıklarına değinen Barış Kocagöz, “Bu projemizle ilgili şirket kuruluşumuz tamamlandı, ben ve Borsamız Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Bülent Uçak yönetiminde görev aldık. İlk Gmo Free pamuk ve ürünlerinin bu sezon hayata geçmesi için her şeyin hazır olduğunu buradan mutlulukla duyurmak isterim. Hatırlatmak gerekirse, bu projemizdeki amaç Türk tekstiline ayrıcalıklı bir marka yaratarak rekabet şansını arttırmak ve dolayısıyla da Türk pamuk üretimine tercih edilen bir statü sağlamaktır.” dedi.

Meclis üyelerinin söz aldığı toplantının son bölümünde ise tarım sektörüne ilişkin güncel gelişmeler ile ilgili görüş alışverişi yapıldı.

29.09.2021

 

Geri dön