30.06.2022
07:14
EN

Antroposen ve Tarım

Merhaba değerli dostlar,

Son yıllarda, kasırgalar, büyük yangınlar, küresel ısınma,bioçeşitliliğin kaybolması, toprak erozyonu, çölleşmegündemimizden hiç düşmedi.

2020 yılında, dünyanın dört bir yanında, şimdiye kadar görülmemiş bir hızla yayılan ve en etkili küresel salgınlardan birini olan COVİD 19, bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz,insani gelişmenin gezegenimize ağır bedeller ödettiğigerçeğini gözler önüne serdi. Silkelendik. Ama, 2020 yılında 36 bitki ve hayvan türünün yok olduğuna belki de hiç dikkat etmedik.

Pandemi ve pandemi sonrasında toplumsal normların yeniden değerlendirilmesini, yeni üretim ve yeni tüketim modellerini hararetle tartışırken, 2021 yılına adım attığımız bu günlerde, en çok konuştuğumuz konu kuraklık oldu. Ekim ve Kasım aylarında yağışların normallerin yüzde 50 altına düşmesi, en son yayınlanan kuraklık haritasına göre, Türkiye'nin %80’inin olağanüstü ve şiddetli kuraklık altında olması, Ocak ayında son 95 yılın ortalamasının 2 katı sıcaklık yaşanması, göllerin kuruması, su kaynaklarımızın azalması kaygılarımızı daha da arttırdı.

Şüphesiz, tarım sektörü bu süreçten en çok etkilenen sektör.  Su kaynaklarının %70’ini kullanan tarım sektöründe, suyu doğru tekniklerle ve tasarruflu kullanır hale gelmek bir çırpıda mümkün değil. Üstelik, pandemi sürecinde, üretimlerini sürdürebilmek için mücadele eden, toprağa, tohuma sahip çıkan çiftçilerimiz bir yandan da iklim değişliği ve kuraklık ile mücadeleye etmeye başladı. Mayıs ayında yaşanan yüksek sıcaklıklar ardından ısının mevsim normallerinin altına düşmesi ile ürün kayıpları, verim kayıpları ile karşı karşıya kal çiftçilerimiz. Finike’de 1  ağaçtan 300 kilo portakal alan bir çiftçi 1 ağaçtan 100 kilo portakal alabildi. Zeytinde son yılların en yüksek verim kaybı yaşandı. Bu günlerde, şiddetli kuraklık  nedeniyle bu mevsimde sulama yapmak zorunda kalan, yazın belki de üretime devam edemeyecek olan, ürün desenlerini plansız bir biçimde değiştirmek zorunda kalan çiftçi gelirini sürdürebilmenin derdine düştü. Artan üretim maliyetleri, azalan üretim ve verim miktarları üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliğini zorlarken, bir yandan da doğayı koruma çevreye dost üretim modeli yaratma konusunda omuzlarına daha da ağır yükler yüklenir oldu.

Küresel boyutta 2021'de, Kovid 19 salgınının gıda güvenliği üzerinde çok yıkıcı etkileri de dikkate alındığında, kıtlık tehlikesi ve gıda sorunu ile karşı karşıya kalan insan sayısı artarken, Küresel boyutta gıda fiyatları da artmaya devam etti.

FAO Gıda Fiyatlari Endeksi Aralık 2020 ayında, Kasım ayından yüzde %2.2 daha yüksek oranda gerçekleşirken, şeker hariç tüürün endekslerinde artış gerçekleşti. Bütün olarak baktığımızda, 2020 yılında, gıda endeksinde, 2019 yılına göre yüzde %3.1 oranında bir artış oldu. Kıtlık ve fiyat artışı ile daha fazla sayıda insan gıdaya erişimde sorun yaşadı.

Türkiye’de güçlü bir tarım sektörü mevcut. Pandemiye rağmen, üretime devam eden çiftçilerimiz, İlk 3 çeyrek ortalamasında yüzde 5,3 büyüyen bir tarım sektörü var.Ancak, Türkiye’de de tarım ve gıda fiyatları artış eğiliminde. Türkiye'de 2020'de enflasyonu yüzde 14,6 olurken, Gıda enflasyonu ise yüzde 20,6 oldu.

Gıda ürünlerindeki enflasyon nedeniyle geçim sıkıntısının artması, ülkemizde de yetersiz beslenen kişi sayısının her geçen gün yükselmesi kaçınılmaz. Üstelik kuraklık süreci nedeniyle ekim alanı ve verim kayıplarının fiyatları tırmanışını körüklemesi kaçınılmaz. Tüketiciler pandemi koşullarında daha eksik beslenirken, üreticiler  maliyet artışı, ürün kaybı, tarım dışı enflasyon nedeniyle,  fiyat artışlarına rağmen gelir kaybı yaşayacaklar.

Tüm bu olguları yerli yerine oturtunca, süreci iki boyutta değerlendirmemiz şart olduğunun farkındayız: Ekonomik ve Etik.

Evet, insanlık olarak bu gezegeni hoyratça kullandık. 2020 yılının son günlerinde Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, “2020 İnsani Gelişme Raporu”nu yayınladı. Raporun en temel özeti; doğanın üzerinden ellerimizi çekmemiz, Gezegen’e bedel ödetmeden, Gezegen ile beraber gelişmemiz gerektiği, üretim ve tüketim davranışlarının ve yaşam biçiminin tamamen doğayı korumak üzerine odaklanmanın şart olduğu şeklinde ifade edebilirim. Aksi durumda, gezegen ile birlikte insanlığın çöküşünün kaçınılmaz olacağının sinyallerini hep beraber gördük.

Antroposen’e(insan çağı) diye tanımladığımız yeni bir jeolojik çağa giriyor olduğumuzu düşündüğümüz bu dönemde,gezegeni bilinçli bir biçimde şekillendiren insanoğlu hava, su ve toprağın bozulmasına neden oldu. Biyoçeşitliliği büyük bir tehdit altına soktu. Ve bu süreç en fazla sağlık ve gıdayı olumsuz etkiliyor. Bu yeni çağda insanoğlu nasıl aksiyon alacak?

Gezegenimiz üzerindeki baskıları azaltmamız gerektiği ortadayken, temel meselemiz; İnsanlığın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak. Üstelik eşitlik çerçevesinde insanlığın fiziken ve ruhen doymasını sağlamak.

800 milyar kişi açken, geçtiğimiz yıl aç insan sayısı 60 milyon kişi artmışken, yoksul insan sayısı artarken, nüfus artışı bir yana, beklenen ortalama yaşam süresi 100 yıla dayanmışken, kişi başına kalori sayısı son 50 yılda yüzde 28 oranında artacakken, gezegenimizi, doğayı koruyarak ekonomik ve etik çerçeve içinde nasıl üretim ve ticaret modelleri yaratacağız?

Tarımın stratejisi ve geleceğini nasıl kurgulayacağız?

Yeni bir çağa yeni paradigmalarla girerken, en eski sektör olan tarım sektöründe ezberleri bozmak, çok bilinmeyenli denklemleri çözmek, teknolojiyi merkeze, insanı merkezin gözüne alarak ilerlememiz gerektiğini görüyoruz.

Küresel fayda potasında, gıda güvencemizi, gıda güvenliğini, gıda egemenliğimizi sağlayacak, çiftçimizi koruyacak, üretim, depolama, dağıtım aşamalarını kapsayan üretim ve tedarik modellerini çalışıyor olacağız.

Sonraki yazılarımda, bu soruların cevaplarına çözüm arayışlarımızın sonucu olarak, İzmir Ticaret Borsası olarakkurguladığımız projelerimiz ile yeniçağda tarım konusunu detaylandırarak sizlerle tartışmaya devam edeceğim.

Zor bir yıl sıfatı ile doğan 2021 yılının kollektif akıl ve performans ile tüm insanlık için adalet, sağlık, huzur, mutluluk ve bolluk getirmesini diliyorum.

 

Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bekliyorum.

Şimdilik hoşcakalın.

15.01.2021

 

Geri dön